GenelPortreRöportajŞehitŞehit Anıları

PORTRE: Ş. BARAN MAWA ANISINA- 2. BÖLÜM

PORTRE: Ş. BARAN MAWA ANISINA- 2. BÖLÜM

Baran Mawa. Ali Çiçek ve Çiyager’lerin takipçisi. Devrimin şahini. Kürdistan gençliğinin ışığı. Ey rêheval Baran! Zor günlerin komutanı, özgür yürüyüşün öncüsü. Hangi kelime seni dile getirebilir? Hangi ses seni hissettirebilir? Kim senin hakiki takipçin olabilir? Baran yoldaş! Avaşin gibi duru bir akılla, Kemal’in duruşu gibi devrimci bir coşkuyla, tereddütsüz ve şüphesiz bir şekilde ölümsüz savaşçıların izinden gittin. Baran yoldaş! Kürdistan halkı seninle gurur duyuyor. Sözünü yerine getirdin. Egid ve Zilan’lar gibi tüm gençlerin öncüsü oldun.

Bugünkü Kürt gençliğinin hayali ne olmalı? Nasıl yaşayamalı? Ne umut etmeli? Bir genç nasıl özgür olabilir ve nasıl onurlu yaşayabilir? Bu soruların cevabı rêheval Baran Mawa’da. Heval Baran, mücadelesinin başlangıcından, kanının son damlasına kadar Kürt gençliğine bir öncü olarak yol göstermiştir. Bu yolda emek var, savaş var, mücadele var, Kürt çocuklarının katledilmesinin intikamı var. Özgürlük ve onur var.

Heval Baran bir savaş romanıdır. Koskocaman yaşanmışlıklarla dolu bir romanıdır. Bu roman herkes tarafından okunmalıdır. Bu savaş romanında heval Baran tanınabilir; bu eşsiz efsane anlaşılıp hayata geçirilebilir. Heval Baran, Diyarbakır cezaevinden çığlıkların yükseldiği ve Önder APO’nun Beka’da 15 Ağustos için ülkeye dönüş hazırlıklarının yaptığı sırada tarihi ve antik kent olan Mardin’de Ali Encü adıyla dünyaya geldi. Onunla birlikte Sitewrê dağlarına rengarenk bir bahar geldi. Doğa kendini yenilemiş ve görkemini her yere yaymıştı. Yer ve gök güzel bir şekilde süslendi. Ağaçlar yapraklarını açmıştı. Sitewrê’nin yaylalarını yeşil, kırmızı ve sarı bahar çiçekleri süsledi. Düşmanlar yeniden Kürdistan doğasına ölümü dayatmaya kalkıştığı sıralarda, bu ülke bir kahramanın doğuşuna tanık oldu. Belki o sırada heval Baran Mazlum, Kemal, Xeyrî, Akif ve Ali Çiçeklerin sesini duymuştu.

Heval Baran, yurtsever bir ailede büyümüş, bu yüzden de partiyi çocukluğundan beri biliyor. Ülke sevgisiyle, Kürt kültürüyle, işgalcilere olan kin ve nefretle büyüyor. Okula gittiğinde her Kürt genci gibi kimliğini, kültürünü ve dilini inkar etmenin baskısıyla karşı karşıya kaldı. Ama soykırım politikasını asla kabul etmedi. Yurtseverlik kökleri ve sömürgeci baskılara karşı direnişi nedeniyle bu politikaları reddetti. Bu temelde 2001 yılında Kütahya Üniversitesi’nde mühendislik okurken gençlik çalışmalarına katıldı. Rêheval Baranda uluslararası komplonun intikamını alma ve Önder APO’nun İmralı Adası’ndaki esaretinin intikamını alma arzusu giderek büyüdü. İşte bu yüzden 2002’de üniversite eğitimini bıraktı ve bir militan olarak gerilla saflarına katıldı. O dönemde komplo ve partiyi tasfiye etme girişimi uzaktan yürütülüyor. Heval Baran APOCU, radikal duruşuyla öne çıkıyor ve Kürdistan gençliğinin örgütlenmesinde ve sürece dahil edilmesinde önemli bir rol oynuyor. Kürdistan’ın birçok şehrinde kesintisiz olarak büyük bir çalışma yürtüyor. Yolunu kaybetmiş gençler kendilerini Baran arkadaş sayesinde tanıyorlar. Ve özgürlük savaşçılarının saflarına doğru koşuyorlar.

Tarih 2007. Heval Baran’ın kalbinde büyük bir özleme dönüşen şey, gerçekleşecekti. Güneşin sığınağına, özgür dağlara, Egîd ve Beritan’ların ülkesine gitti. Dağlarda, Önder APO’nun fikrine ve felsefesine daha da yoğunlaştı. Yüreğinde düşmana karşı beslediği intikamını, öfkesini düşmanın üzerine kusabilsin diye her gün kendini yeniden inşa etti. Düşmanın kişiliğinde yer oluşturmasına izin vermedi. Başarı tohumları kendisiyle birlikte gideceği yere gidecekti. Bir işe başladığında mutlaka başarırdı. Onun edebiyatında vazgeçmek yoktu. Dolayısıyla her şey bir mücadele, azim ve fikir meselesiydi. Fikri göklerden yüksekti, bitmeyen azmi ve mücadelesi çelikti.

Heval Baran, Rojava’ya gittiği zaman da rolü ve öncülüğü devrimin kurulmasında belirleyici oldu. Sürecin önemini hissetmiş, buna göre bütün gücünü seferber etmişti. En zor yıllarda, devrimin en zor anlarında Rojava’da yüzlerce genç, Baran yoldaşın özverisi ve sorumluluğuyla eğitim görüyor. Halkın önderliğinde devrim kazanıldı, öz savunma güçleri oluştu, asırlık işgalcinin gücüne tarihi bir darbe indirildi. Bugünkü Rojava Devrim’i tüm mazlum halkların, insanlığın ortak paydası haline geldiyse, Heval Baran’ın emeği burada tartışılmazdır. O devrimin önemli mimarlarından biriydi. Önder APO’nun ideolojisinin sadık bir savunucusuydu.

2015 yılında işgalci düşman Önder APO’ya ve halka yönelik saldırılarına başlayınca heval Baran, düşmana en güçlü yanıtı vermeye hazırdı. Ve bu saldırıyı devrimci bir karşı saldırıya dönüştürdü. Büyük bir emek ve tutkuyla sağlam bir temel hazırlandı. Dönemin yüzlerce gerillası ve militanı, Kuzey Kürdistan’da işgalcilerden büyük hesaplar istemeye hazırdı. Efsanevi Devrimci Halk Savaşı’nın komutanı Reşit Serdar’ın dediği gibi, “Halk ve gerilla bir olursa Kürdistan’da düşmanın gölgesi bile kalmaz.” Dönemin görevi ve sorgulama tarzı tüm Kürdistan gençliği içindi. Sürecin direnişiyle müjde yayıldı. Genç kızlar ve erkekler mevzilere gitti. Gerillaların yanında düşmana büyük darbeler vuruyorlardı. Hayaller yavaş yavaş gerçek oluyordu. Annelerin zılgıtlarında, çocukların gülüşlerinde özgür bir yaşam arzusu damla damla direniş denizine akıyordu.

Ey Kürdistan! Eski ülke. Binlerce yıldır insanları bağrında büyüttün. Birçok direnişe ve mücadeleye tanık oldun. Zalimlere asla boyun eğmedin. Beşiğinde insanlığı nasıl büyüttüysen, bugün de özgür geleceği özgür gerillalar şahsında kollarında tutuyorsun. Bugün ateşin ve güneşin çocukları mirasını yeniden canlandırdı ve direnişleriyle seni onurlandırdı. Komutan Çiyager’in de dediği gibi, “Ne olursa olsun sonuç muhteşem olacak.” Amed sokaklarında savaşçıların kleşlerinde mermi uğultusu duyuldu. Hogir ve Nucanan’ın öncülüğünde bu ses duyuldu. Direnişin öncüleri ipleri koparıyordu. Ve Gever, Şirnex, Silopi, Nisebîn geniş bir çember oluşturmuştu. Cizîra Botan’ın kadim ve dirençli bölgesinde faşizm yerle bir ediliyordu. APOCU gençlik, özyönetim direnişi sırasında ağır sendromlar yaşattı düşmana. Kürdistan gençlerinden Şehit Baran, APOCU’luğun fedakar çizgisinde yaşayanlara azim, güç ve özveriyle, hırsını, öfkesini düşmana karşı gösterdi. APOCU kimliğin ve zamanın komutanı oldu. Önder APO’ya olan inanç ve bağla heval Baran, Ali Çiçek’in bugünkü ruhunun canlı ifadesiydi. Nasıl ki 14 Temmuz 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde Xeyrî, Kemal, Akif ve Ali Çiçek’lerin öncülüğünde ölüm orucunun büyük direnişi başlatılmış ve faşizme karşı dönemin amansız mücadelesi başlatılmışsa, 2018’in Temmuz ayında da Baran yoldaş Botan Faraşin’inde Türk Devleti’nin faşist işgaline karşı verilen savaşta şehit oldu.

Gerçeğe giden yol mücadeleden, çok çalışmaktan, inançtan, dostluktan ve başarıdan geçer. Baran yoldaş mücadele yürüyüşünü tecrübe etti ve bu mücadeleden asla geri dönmedi. Önderliğimizin de söylediği gibi “Yaşam anda saklıdır.” Heval Baran’a göre de hayat böyle yaşanmalıydı. Her şey ideolojik ve felsefik olarak ele alınmalı ve sonuç kesin olmalıydı.

2018 yazı. Faraşin yaylalarının zamanı geldi. Faraşin yaylaları, doğası kadar güzel ve nehri kadar akıcıydı. Ve Kürdistan’ın şahini büyük komutan Baran Mawa, Ali Çiçek ve Çıyager’lerin izinde şehitler kervanına katıldı.

Related Articles

Close