Genel

Cemil Bayık: “Genç Başladık Genç Başaracağız”

Cemil Bayık

Genç Başladık Genç Başaracağız! (Reber Apo)

Tarihsel komplolara karşı mücadele anlam gücünün geliştirilmesiyle olabilir. Komployu gerçekleştiren güçlerin komployla ne amaçladıkları ancak böyle anlaşılabilir ve boşa çıkarılabilir. Önder Apo da İmralı esaretiyle geçen 25 yılı hep bunu yaparak, komployu anlamak ve komplonun amaçlarını boşa çıkarmak için daha fazla derinleşerek geçirmiştir. Eğer Önder Apo’nun 25 yıllık esaret sürecine olan yaklaşımı özetlenirse buna “anlamda derinleşme ve büyük anlam gücüne ulaşma” olarak ifade edilebilir. Önder Apo’nun kişi olarak yaşadığı süreçlere bakıldığında en büyük gelişmeyi İmralı esaret sürecinde yaşadığı görülmektedir. Bunun nedeni Önder Apo’nun uluslararası komployu anlama ve boşa çıkarma yaklaşımını esas almasıdır. Bu yaklaşım Önder Apo’yu anlamda derinleşmeye, büyük zihniyet gücüne ulaşmaya ve sonuçta günümüz insanının (toplumun) esaretten (kapitalist modernite köleliğinden) kurtuluşunu sağlayacak özgürlük manifestosunu ortaya çıkarmaya götürmüştür. Zaten Önder Apo’da anlama ve anlam gücünü geliştirme yaklaşımı temel bir özelliktir. İmralı esaret koşullarında da Önder Apo bu yaklaşımı esas almıştır.

Bütün tarihsel komplolar siyasidir ve en nihayetinde ideolojiktir. Tarihsel komplolar hep siyasi ve ideolojik amaçlar için gerçekleştirilmiştir. Zaten bu türden komplolara tarihsel denmesinin nedeni bu özelliğinden dolayıdır. Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen komplo da siyasi ve ideolojik amaçlarla olmuştur. Komploların anlaşılması da esasında komplonun arkasındaki siyasi ve ideolojik yaklaşımların anlaşılmasıyla olabilir. Bu da büyük bir çaba gerektirmektedir. Çünkü komploda amaçlar açıkça ortaya konulmaz. Amaçlar ve niyetler örtülür ve gizli tutulur. Tabi bunun esas nedeni komplocu güçlerin toplumun tepkisinden duyduğu kaygıdır. Gerçekler açıkça görüldüğünde toplumun ortaya koyacağı tepkiden korkulduğu için komplo yönetimine başvurulmaktadır. Zaten komplolar komplocu güçlerin meşru zeminlerde yapmak istediklerini topluma kabul ettiremedikleri koşullarda veya süreçlerde olur. Bunlar komploların mantığını ve amaçlarını ortaya koyan ve komploların anlaşması için bilinmesi gereken önemli özelliklerdir. İşte tüm bunlar komplonun anlaşılmasını engellemektedir. Bundan dolayı komplonun anlaşılması büyük çaba gerektirmektedir. Böyle bir çabayla gerçeklerin üstünü örten perdelerin kaldırılması gerekmektedir. Bu da fizik gücünden ziyade anlam gücünün geliştirilmesiyle olabilir.

Tarihsel komploların özellikleri, mantığı, amaçları ve ideolojik – siyasi boyutu ortaya konulurken esasında onun toplumla olan bağı da açığa çıkmış oluyor. Çünkü tarih, yaşam, ideoloji ve siyaset toplumla ilişkilidir. Toplumdan ayrı bir tarihsel gelişme yoktur. İdeoloji ve siyaset de toplumun kendisi demektir. Toplumsal olan her şey ideolojik ve siyasidir. Ya da tersi olarak ideolojik ve siyasi olan her şey toplumsaldır. Bu yönüyle de tarihsel komplolar toplumsallıkla çok yakından bağlantılıdır. Bütün tarihsel komplolara bakıldığında bunların topluma karşı gerçekleşen komplolar olduğu görülmektedir. Bu durum birçok gerçeği ve esas olarak da komplo gerçeğini ortaya koymaktadır. Tarihsel komplolarda bir tarafta uygarlık güçleri diğer tarafta da toplum vardır. Komployu yapan uygarlık güçleri, komploya maruz kalan ise toplum olmaktadır. Bütün tarihsel komplolarda kesinlikle bu vardır. Tarihte bunun birçok örneği vardır. Hz. İsa’ya, Hz. Ali’ye karşı yapılan komplolarda böyle bir durum vardır. Hz. İsa Roma uygarlığıyla işbirliği yapanlar eliyle, Hz. Ali saltanat kurmak isteyenler tarafından komploya maruz bırakılmıştır. Bu komplolarla hedeflenen toplum olmuştur. Böyle birçok örnek verilebilir. Tarihte erkeğin kadına karşı yaptığı da bir komplodur. Kadına saldırılarak kadın şahsında hedeflenen toplum olmuştur. Önder Apo’ya karşı komployu gerçekleştirenler de modern çağın egemenleri olmuştur. Bunlar komploya öncülük eden ABD, İsrail ve NATO güçleri olmuştur. Bunlar dışında doğrudan veya dolaylı olarak komploda yer alan, komploya destek veren güçler de olmuştur. Tüm bu güçlerin ortak özelliği kapitalist modernite sisteminin egemen ve sürdürücüsü gücü olmalarıdır.

Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen komplonun diğer tarihsel komplolardan en önemli farkı komplonun içerisinde birçok gücün yer almasıdır. Bu da komploya uluslararası bir boyut kazandırmıştır. Şüphesiz komplonun uluslararası boyutta gerçekleşmesinin nedenleri vardır. Bunlar da Önder Apo’nun ve PKK’nin yol açtığı tarihsel gelişmelerle ilgilidir. Komplonun bu niteliği önemlidir ve derinliğine kavranmayı gerektirir. Önder Apo’nun komploya yaklaşımı ve duruşu da bununla anlaşılabilir. Bu bilinmeden ve kavranmadan Önder Apo’nun komploya yaklaşımı ve İmralı’daki duruşu da yeterince ve doğru kavranamaz. Öte yandan komployu anlamak komploya karşı mücadele etmekle anlamlı olabilir. Bu olmadan komplonun anlaşılması da olamaz. Bu tam da Önder Apo’nun yaklaşımını ifade etmektedir. Önder Apo’nun yaklaşımının özünde komploya karşı mücadele, komployla belirlenen amaçların boşa çıkarılması vardır. Önder Apo’nun anlamda sağladığı derinleşme tamamen bunun için olmuştur. Bunun dışında bir yaklaşım olamaz, olursa da anlamlı olamaz. Dolayısıyla eğer biz de komployu anlamaya çalışacaksak bizim de Önder Apo’nun tarzını esas almamız gerekmektedir.

Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada merkezlerinde ABD ile Sovyetlerin olduğu bir denge oluşmuştu. Bu süreçte, soğuk savaş olarak tanımlanan ve birbirinin etki alanını daraltmaya dayalı bir mücadele olsa da esas olan denge durumu olmuştur. Dünyada böyle bir dengenin oluşması Sovyetlerin kapitalist modernite sistemini aşacak bir model geliştirememesinin bir sonucu olarak belirtilebilir. Ezilen halklar ve sınıflar adına devrim geçekleşmesine rağmen sömürü sistemini aşacak zihniyet ve paradigma geliştirilemeyince sistemle denge durumunda kalınmıştır. Bu gittikçe bir siyaset biçimi olmuştur. Şüphesiz bu da halkların, ezilen sınıfların ve bir bütün toplumun aleyhinde olmuştur. Nitekim devrim dışarıdan herhangi bir müdahale olmamasına rağmen gittikçe özüne yabancılaşmış ve nihayetinde çözülüp dağılmıştır. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte söz konusu denge durumu da ortadan kalmış ve yeni bir sürece girilmiştir. Bu süreç de bugün derinleşerek sürmekte olan Üçüncü Dünya Savaşı olmaktadır. Bu sürecin başında kapitalist modernite sisteminin hegemonik gücü olarak ABD Yeni Dünya Düzeni planıyla küresel sermayenin çıkarlarını koruma yaklaşımını ortaya koymuştur. YDD planıyla dünya sisteminin küresel sermayenin ve dolayısıyla kapitalist modernitenin çıkarlarını koruyacak ve ona hizmet edecek şekilde yeniden oluşturulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda müdahale edilmesi gereken öncelikli yer Ortadoğu olarak belirlenmiştir. Şüphesiz Ortadoğu’nun öncelikli müdahale alanı olarak belirlenmesinin güncel nedenleri vardır. Fakat Ortadoğu’nun güncel durumunu da belirleyen tarihten gelen özellikleri vardı. Ortadoğu tarihsel süreç boyunca hep bir merkez olagelmiştir. Bundan dolayı Ortadoğu olmadan bir dünya sistemi tasavvur edilemez ve oluşturulamaz. Ortadoğu’nun merkez olmasında hem coğrafik şartlar hem de toplumsal ve ideolojik özellikler rol oynamaktadır. Bunlar, üzerinde durulması ve bilinmesi gereken önemli özelliklerdir.

20. yüzyılın sonlarında reel sosyalizm dağılıp kapitalist modernite sistemi adına ABD dünyayı yeniden şekillendirmek için harekete geçmeye çalıştığı bir süreçte PKK’nin öncülük ettiği mücadele hızlı bir gelişme süreci içerisindeydi. Bu süreç Kürdistan’da diriliş devriminin gerçekleşmesiyle kökleşti ve kalıcılaştı. Böylece Kürdistan ve Ortadoğu’da Önder Apo’nun çizgisi etkili hale geldi. Önder Apo’nun öncülüğünü yaptığı Kürdistan devriminin gelişmesi Ortadoğu ve dünyada önemli sonuçlar yaratan bir gelişme olmuştur. Dünyada alışılagelen sosyalist anlayışlar çözülüp dağılırken ve sisteme eklemlenirken Önder Apo’nun yürüyüşünde sosyalizm gelişme sağlıyordu. Önder Apo’nun attığı her adımla sosyalizm de gelişiyordu. Hiç şüphesiz bu durum daha o süreçte Önder Apo’nun sosyalizme olan farklı yaklaşımının sonucunda olmuştur. Aksi halde tüm dünyada sosyalizm gerilerken Önder Apo şahsında gelişme bulması mümkün olmazdı. Önder Apo’nun Kürdistan ve Ortadoğu’da yarattığı bu gelişmeler kapitalist modernitenin hesaplarını bozmaktaydı. Önder Apo ve yarattığı gelişmelerin varlığı kapitalist sistemin Ortadoğu’yu çıkarları doğrultusunda şekillendirmesine engel teşkil ediyordu. Çünkü Önder Apo’nun çizgisi Kürdistan ve Ortadoğu’da hakların özgürlüğünü ve demokratik yaşam sisteminin gelişmesini öngörüyor ve bunu sağlıyordu. Bu da kapitalist modernitenin istemediği bir şeydi. Kapitalist modernite bunların tersini, halkların daha fazla ezilmesi ve toplumun kapitalist modernite sisteminin sömürü çarkına dahil olmasını arzuluyor ve bunun planlarını yapıyordu. Önder Apo bunun önünde engel olunca kapitalist modernite sistemi tarafından hedeflenmiştir. Dolayısıyla Önder Apo’nun hedeflenmesi ve daha sonra gerçekleşen uluslararası komplo kapitalist modernitenin YDD kapsamında Ortadoğu’da gerçekleştirdiği müdahalenin bir parçasıdır. Uluslararası komplonun temelinde kapitalist modernitenin bu yaklaşımı ve bu yaklaşımının içerisindeki amaçlar vardır. Birçok gücün Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen komploda yer alması da bundan dolayıdır. Uluslararası komplo gerçeği burada yatmaktadır. Türk devleti bu planı içerisinde sadece çarkın bir dişlisi kadar vardır. Şüphesiz Türk devleti Kürt düşmanı bir zihniyete sahip olduğundan Önder Apo’nun kendisine verilmesini arzulamıştır. Fakat uluslararası komplo Türk devleti istediği için değil, kapitalist modernitenin Ortadoğu’daki çıkarları nedeniyle yapılmıştır. Zaten Önder Apo Türk devletinin komplodaki rolünün sadece gardiyanlık olduğunu belirtmiştir. Türk devleti Önder Apo’nun ve PKK’nin imhasını ve Kürt soykırımının gerçekleştirilmesi için her türlü politikayı yürütmektedir. Geçmişte de bugün de Türk devletinin yaklaşımı bu çerçevededir.

Esası Önder Apo ve PKK’nin çıkışı beklenmeyen veya hesapta olmayan bir gelişmeydi. Her şey Ortadoğu’nun küresel sermaye çıkarlarına göre yeniden dizayn edilmesi için önceden ayarlanmıştı. Ortadoğu’da Filistin hareketi gibi kapitalist moderniteyi zorlayacak tüm gelişmeler önceden etkisizleştirilmiş, kontrole alınmıştı. Sovyetler dağıldıktan sonra ise artık Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi için harekete geçilmek isteniyordu. Kapitalist modernitenin ideologları tarihsel akışın artık tümden egemenler lehine olacağını belirten teoriler ortaya atıyorlardı. Fakat Önder Apo ve PKK hesapta olmayan bir gelişmeydi. Zaten baştan beri Önder Apo ve PKK’ye karşı ABD, İsrail ve NATO Türk devletine tam destek vermekteydiler. Fakat bu desteğe rağmen Önder Apo ve PKK’nin yol açtığı gelişmeler durulamamıştır. Bu gelişme kapitalist modernitenin öngörüsünü boşa çıkarıyordu. Sonuçta kapitalist modernite güçleri Önder Apo’yu etkisizleştirmek için uluslararası bir komployu geliştirmişlerdir. ABD ve İsrail buna öncülük etmiş ve NATO desteğiyle olmuştur. Birçok Avrupa devleti komploda yer almıştır. Ortadoğu’daki bazı devletler ve işbirlikçi Kürt güçleri de komplonun içerisinde yer almışlardır. Bugün 25 yıla varan İmralı esaret süreci böyle başlamıştır. İmralı’da oluşturulan sistem de uluslararası komplonun bir parçası olmaktadır. İmralı işkence ve tecrit sistemiyle komplonun sürdürülüp sonuca ulaştırılması planlanmıştır. Böylece Önder Apo’nun imha olması, PKK’nin tasfiye edilmesi ve Kürt soykırımı gerçekleştirilerek kapitalist modernitenin Ortadoğu’yu çıkarları temelinde şekillendirmesi amaçlanmıştır. İmralı’daki sistem bu amaçla kurulmuştur. Bugün bu sistem mutlak tecrit olarak sürdürülmektedir. Önder Apo 25 yıldır İmralı’daki bu sisteme karşı direnmektedir. Fakat bu direnişi fiziki şartlara karşı bir direniş olarak anlamamak gerekiyor. Önder Apo’nun direnişi komplonun amaçları ortaya çıkarılarak komplonun boşa çıkarılması temelinde olmaktadır. Bu bakımdan Önder Apo’nun İmralı’daki direnişini ve tutumunu komploya karşı geliştirilen tarihsel bir tutum olarak görmek ve anlamak gerekiyor.

Önder Apo insanlığın ve toplumun tarihsel köklerine inerek komplonun dayandığı temelleri çözmeye çalışmıştır. Bununla sadece kendisine karşı geçekleşen komployu değil, tarihteki tüm komploları anlamlandırıp çözmüş ve deşifre etmiştir. Önder Apo devletçi uygarlığı çıkışından günümüze kadar çözümleyerek komplocu zihniyetini ve gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Böylece Önder Apo komplonun devletçi uygarlığın toplumu egemenlik altına almanın bir yöntemi olarak geliştirildiğini ve tarihten günümüze doğru bu yöntemin gittikçe daha fazla kullanıldığını ortaya koymuştur. Bununla da sınırlı kalmayarak, Önder Apo, komplocu zihniyetin ortadan kaldırılmasının ancak devletçi uygarlığın aşılmasıyla olacağını belirtmiş ve insanlığı her türlü sömürü ve tahakkümden kurtaracak, özgürce ve eşitçe yaşamasını sağlayacak bir manifesto ortaya koymuştur. Hakkında açılan yargılama sürecini ulaştığı bu tarihsel sonuçları insanlığa ulaştırmak için değerlendirmiştir. Mahkemelere sunduğu savunmalara bunu işlemiştir. Ekoloji ve kadın özgürlüğüne dayalı devlet dışı sosyalizm anlayışını ve demokratik modernite sistemini insanlığa armağan ederek bir insanın yapabileceği ne varsa yapmıştır. Bu şekilde Önder Apo komplo geçeğine karşı tarihin en büyük ve en anlamlı tutumunu ortaya koymuştur. İşte Önder Apo’nun komploya karşı tutumu bu şekilde olmuştur.

Tabi ki en başta Kürt gençlerinin Önder Apo gerçeğini ve Önder Apo’nun komploya karşı tutumunu bilmesi ve anlaması gerekmektedir. Önder Apo’nun ve PKK’nin çıkışı özünde bir gençlik çıkışıdır. Önder Apo ve beraber mücadeleyi başlattığı arkadaşlar bu halkın genç evlatları olarak Kürdistan’daki sömürgeciliği ve Kürt halkına karşı yürütülen soykırımı görerek ahlaki ve vicdani bir sorgulama yaşamış ve buna karşı mücadele etme tutumu içerisinde olmuşlardır. Bu sorgulama ve tutum bir gençlik tepkisi olarak ortaya çıkmıştır. Önder Apo’nun mücadeleyi başlattığı süreçte soykırımcı sömürgeciliğin politikaları sonucunda Kürdistan’da toplumun direnme refleksleri bütünüyle yok edilmişti. Çünkü toplumda Kürtlük bilinci bitirilmişti. Önder Apo kendisi de bir genç olarak Kürdistan gençliğinin haksızlığı ve sömürüyü kabul etmeyen özgürlükçü ve mücadeleci ruhuna ve bilincine dayanarak mücadeleyi başlatmıştır. Böylece PKK mücadelesi gençliğin bu özelliklerine dayanarak gelişmiştir. Bugün de Kürdistan Devrimi gençliğin bu kimliğine dayanarak gelişmektedir. Zaten Önder Apo paradigmanın öncülüğünü kadınla ile gençliğe vermiştir. Bu öylesine belirlenmiş bir tercih değil, ekoloji ve kadın özgürlüğüne dayalı devlet dışı sosyalizm anlayışı kadın ve gençliğin doğasını yansıttığı içindir. Tarihte ilk tahakküm, sömürü ve kölelik uygulaması erkek egemen otorite ve zihniyet tarafından geliştirilmiş ve bu devletçi uygarlık olarak sistemleşip günümüze kadar süregelmiştir. Bugün bu zihniyet ve siyaset kapitalist modernite tarafından temsil edilmekte ve sürdürülmektedir. Uygarlık tarihiyle başlayıp bugün kapitalist modernite tarafından sürdürülen bu yaklaşım özünde kadın ve gençliğe karşı geliştirilmiştir. Kadın ve gençlik egemenlik altına alınarak toplum düşürülüp sömürülmektedir. Bu sistem altında en çok sömürülen, doğasından uzaklaştırılan kadın ve gençlik olmaktadır. Bu gerçeklikten dolayı da kadın ve gençlikte sisteme karşı derinlerde yatan bir tepki de var olmuştur. Egemenler bu durumu bildiğinden özellikle gençliğin kontrol altında tutulmasına önem vermiş, bunun için politikalar geliştirmiştir. Uygarlık tarihi boyunca sömürüyü en çok yapan ve dolayısıyla da gençlik üzerinde en fazla tahakküm geliştiren sistem kapitalist modernite olmuştur. Önder Apo savunmalarda bunun mantığını, tarihsel temellerini genişçe ele almış ve ortaya koymuştur.
Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen komplo bir yönüyle de esasında gençlik ruhu, bilinci ve kimliğine dayalı başlayan gelişmenin durdurulması ve ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Bu kesinlikle böyledir ve üzerinde durulup işlenmesi gerekmektedir. Önder Apo’nun yaptığı ve yapmak istedikleri ile Önder Apo’ya karşı olanların ve komployu gerçekleştirilenlerin zihniyetlerine ve amaçlarına bakıldığında böyle bir gerçeğin olduğunu herkes görebilecektir. Uluslararası komploya karşı en büyük tepkinin Kürdistan gençliği tarafından gösterilmesi de bununla ilgilidir.

Tabi bugünkü Kürt gençleri ağırlıklı olarak uluslararası komplodan sonra doğmuşlardır. Fakat bu durum Önder Apo gerçeğini tanıma önünde bir engel değildir. Uluslararası komplo Önder Apo’yu etkisiz düşürmek için gerçekleştirildi fakat Önder Apo yaşadığı yoğunlaşma ve geliştirdiği paradigmayla komplonun amacına ulaşmasını engellemiştir. Bunu Kürt halkının ve tüm insanlığın özgürlüğünü sağlayacak yeni bir paradigma geliştirerek yapmıştır. Önder Apo’nun geliştirdiği bu paradigmayı anlamakla Önder Apo da anlaşılmış olur. Öner Apo da bunu hep belirtmiştir, beni seven, anlamak isteyen paradigmamı anlasın ve uygulasın demiştir. Bu en çok da Kürt gençleri için geçerli bir durumdur. Kürt gençleri ancak Önder Apo’yu tanıyarak ve Önder Apo’nun geliştirdiği paradigmayı anlayarak kapitalist modernite ve soykırımcı sömürgeciliğe karşı özünü koruyabilir. Tabi ki bu da mücadeleye aktif katılarak, en önde yürüyerek olabilir. Yoksa Önder Apo’nun belirttiği bazı doğruları bilmekle, bunları dile getirmekle Önder Apo anlaşılmış olmaz ve tarihsel sorumluluklar yerine getirilmiş olmaz. Önder Apo’yu anlamak Önder Apo’ya katılmakla, bu da özgürlük mücadelesine en ön saflarda yer almakla olabilir.
Günümüzde genel olarak gençlerin ve başta da Kürt gençlerinin Önder Apo’yu nasıl daha iyi ve doğru anlayabileceği üzerinde çokça durulmaktadır. Elbette bu önemlidir ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Kürt gençlerinin Önder Apo’yu yetkince tanımaları ve anlamaları önemlidir. Soykırımcı sömürgeci Türk devleti bunun olmaması için Kürdistan gençliğine yönelik çok yoğun bir özel savaş yürütmektedir. Gençleri özel savaş yöntemleriyle düşürme, asimilasyona uğratıp gerçeğine yabancılaştırarak mücadeleden uzaklaştırma, yurtdışına göçertme; uygulamalarını kabul etmeyenleri baskı, şiddet ve tutuklama yöntemiyle etkisizleştirme ve katletme politikasını yürütmektedir. Bu politika sadece Bakur’da değil, Rojhılat, Rojava, Başur, Şengal ve Mahmur kampında da yürütülmektedir. Kürt soykırımını Türk devletinin geliştirdiği ve yürüttüğü bir zihniyet ve politika olarak anlamak gerekiyor. Bu politikayı Kürdistan’ın tüm parçalarında yürütüyor. Güney’de KDP eliyle ve zihniyetiyle bunu yapmaktadır. Güney Kürdistan’daki gençler yurtdışına göçertiliyor. Rojava’da da aynı şekilde KDP’nin yanı sıra çete grupları üzerinden soykırım politikaları yürütülüyor. Rojhılat da ve diğer yerlerde de aynı zihniyet farklı güçler tarafından sürdürülmektedir. Tüm bunlar Önder Apo geçeği anlaşılmasın, Kürdistan gençliği özgürlük mücadelesine katılmasın diye yapılmaktadır.

Dikkat edilirse düşman Kürtlüğü hedefleyerek, Kürt soykırımını gerçekleştirmek için Kürt gençlerine yönelmektedir. Fakat bunu eskisi gibi kaba bir Kürt karşıtlığı şeklinde yapmamaktadır. Çünkü PKK’nin ortaya çıkışmasıyla birlikte Kürdistan’da diriliş devrimi tamamlanmıştır. Düşman bu gerçeği bildiğinden eski yöntemlerle Kürt gençlerini etkisi altına alamayacağını da bilmektedir. Eskiden Kürtlere Kürtlük diye bir şeyin olmadığı söylenerek gerçeğine yabanlaştırılır ve soykırıma uğratılırdı. Fakat PKK’nin çıkışı Kürtlük bilincini yeniden yarattı ve düşmanın bu politikasının tarihsel ve toplumsal temellerini ortadan kaldırdı. Şimdi düşman kapitalist modernite yöntemleriyle Kürt toplumsallığına saldırarak ve bununla Kürt toplumsallığını dağıtarak soykırımı sürdürmeye çalışmaktadır. Genel olarak tüm insanlık için, özellikle de Kürtler açısından toplumsallık çok önemlidir. Sömürü ve toplumsallığın çözülüşü arasında doğrudan bir ilişki vardır. Toplumsallık çözüldüğü orada sömürü de gelişmektedir. Önder Apo bunu savunmalarında genişçe ele almıştır. Kürt halkı ise toplumsallığı derinlemesine yaşayan bir halktır. Neolitik süreçten beri toplumsallığı yaşamıştır. Bundan dolayı Kürtlerde toplumsallık çok gelişmiştir. Kürt halkında ne var ne yok bu onun toplumsallığında gizlidir. Uygarlık tarihinden bu yana egemenlerin bunca saldırılarına rağmen Kürt halkı esas olarak toplumsallığına dayanarak yok olmamış ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Eğer Kürt halkında toplumsallık olmasaydı uygarlık saldırılarına karşı bunca zaman direnmesi ve varlığını koruması mümkün olmazdı. Kürtlerde toplumsallık kaldırıldığında geriye ondan pek bir şey kalmaz. Aslında bu sadece Kürtler için değil, tüm insanlar ve halklar açısından da geçerlidir. Çünkü insan ancak toplum olarak vardır ve varlığını sürdürebilir. Toplumsallığı derinlemesine yaşayan ve ayrıca soykırım kıskacı altında olan bir halk olarak Kürtler için bu daha da önemli hale gelmektedir.

Önder Apo’nun yaptığı da özünde toplumsal zihniyeti geliştirmek olmuştur. Yeni paradigma toplumun günümüzde sömürü ve köleliği nasıl aşacağı ve hangi esaslar üzerinde özgür yaşamı inşa edilebileceğini göstermektedir. Yani Önder Apo öyle büyük teknik araçlar, aletler, makinalar, maddi şeyler değil, toplumsallığı geliştirmiştir. Fakat tabi toplumsallığı küçük görmemek gerekir. Toplumsallık zihniyet demektir ve insanlığın asıl gücü zihniyettir. İnsanın büyük gücü sahip olduğu zihniyettir. Kapitalist modernite ise en gelişmiş sömürü sistemi olarak toplumsallığı tümüyle ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Yani zihniyete saldırmaktadır. Bunun için bireycilik ve maddi yaşamı öne çıkarmaktadır. Bilim ve tekniği de bunun için kullanmaktadır. Şimdi soykırımcı sömürgeci sistem de kapitalist modernitenin toplumsallığı çözen özelliğinden yararlanmakta, bunu Kürt soykırımının gelişmesi için kullanmaktadır. Özellikle Kürt gençlerini etkilemek ve düşürmek için kapitalist modernite yaşamını geliştirmeye çalışmaktadır. Kürt gençleri bu yöntemle düşürülmektedir. Bunun tehlikeli bir yöntem olduğu çok açıktır. O halde mücadele esas olarak buna karşı olmalıdır. Önder Apo’nun kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite sistemini ve yaşamını geliştirdiği dikkate alınırsa Önder Apo’yu anlamanın kapitalist moderniteden kopmak ve demokratik modernite zihniyetini edinmekten geçtiği de anlaşılabilmektedir. Günümüzde Kürt halkı üzerindeki saldırılar eskiye göre azalmamış, tam tersine daha da artmıştır. Bu saldırıların odağında da Kürdistan gençliği vardır. Ve bu saldırılar kapitalist modernite yaşamı geliştirilerek yapılmaktadır. Kürdistan gençliğinin en fazla mücadele etmesi ve aşması gereken yer de bu olmaktadır.

Şimdi uluslararası komplo mutlak tecrit ve AKP – MHP faşizmi eliyle tasfiye ve soykırım konsepti geliştirilerek sonuca ulaştırılmak isteniyor. Kapitalist modernite sistemi Üçüncü Dünya Savaşı sürecinde uluslararası komployu bu şekilde sürdürmek istiyorlar. Bunun için kapitalist modernite güçleri faşist AKP – MHP iktidarının mutlak tecrit ve Kürt soykırımı politikalarına destek vermektedir. Buna karşı Kürdistan halkının da komploya karşı daha büyük bir tutum geliştirmesi gerekmektedir. Kürdistan halkı ve dostları 25 yıldır uluslararası komploya karşı çok büyük ve kesintisiz bir mücadele vermiştir. Fakat hareket halk olarak şunu biliyoruz ki Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü gerçekleşmeden komplocu güçlerin planları tümüyle boşa çıkarılamaz. Bunun olması için de komploya karşı mücadeleyi daha fazla büyütmemiz gerekiyor. Hiç şüphe yok ki bu görev ve sorumluluk en fazla Kürdistan gençliğine düşmektedir. Gençliğin bu tarihsel görev ve sorumluluğu vardır. Gençlik her türden düşmana ve düşman saldırılarına karşı toplumun savunma gücüdür. Hem toplumun hem de mücadelenin dinamik gücüdür. İnsanlığın tarih boyunca yarattığı tüm gelişmeler genliğin doğasına, ruhuna, bilincine dayanarak olmuştur. Tüm devrimler özünde gençliğin öncülük ettiği toplumsal gelişmelerdir. Önder Apo ve PKK’nin çıkışında da gençliğin rolü başattır. Bu başatlık bugün de vardır. Bu gerçeklik PKK’nin özü ve ruhudur. Önder Apo her şeyi Kürt halkının, Ortadoğu ve ezilen dünya halklarının, gençliğin, kadının ve ezilen tüm toplumsal kesimlerin özgülüğü için yapmıştır. Egemen güçlerin uluslararası komployla Önder Apo’ya yaptıkları da özünde tüm insanlığın özgürleşmesine katkı sağlayan bu gelişmenin önünü almaktır. Bir yönüyle de Önder Apo’dan intikam almaktır. İşte buna karşı başta gençlik olmak üzere tüm toplumcu güçlerin ve kesimlerin Önder Apo’yu sahiplenmesi gerekmektedir. Böylece aslında toplumdan intikam almış olmaktadır. Fakat tabi Önder Apo’nun komploya yaklaşımı çok faklıdır. Önder Apo yaşadığı derinleşmeyle tüm tarihsel komploları deşifre ederek komploya karşı en anlamlı tutumu ortaya koymuştur. Komplonun amacına ulaşmamasının temelinde Önder Apo’nun bu yaklaşımı vardır. Bizim ise Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü hedefleyerek ve bunu sağlayarak komplo üzerinden geliştirilmek istenen planlara son vermemiz gerekmektedir. Bizim asıl görevimiz bu olmaktadır. Öte yandan Önder Apo’nun geliştirdiği mücadelenin ve paradigmanın öncüsü kadınla birlikte gençliktir. Gençlik her yerde toplumu örgütleyerek, toplumun savunulmasına aktif katılarak bu görevini yerine getirebilir. Dolayısıyla Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için gençliğin toplumu örgütlemesi ve ayağa kaldırması gerekmektedir.

Uluslararası komploya karşı mücadele ve Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü savunmak açısından tüm özgürlükçü dünya gençliğinin de sorumluluğu vardır. Bugüne kadar hem Önder Apo’yu sahiplenme hem de başta Rojava devrimi olmak üzere Kürdistan devriminin gelişmesi ve savunulması konusunda enternasyonal arkadaşların çok büyük katkısı olmuştur. Çok büyük emekler verilmiş, şahadetler yaşanmıştır. Bu çok anlamlı ve değerli bir tutum olmuştur. Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi olarak bunun için dünya haklarına ve özellikle de gençlere teşekkürlerimizi burada da bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bizim her şeyini ezilen ve sömürülen dünya halkları ve insanlık için veren Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlamak için daha fazla mücadele etmemiz ve bunu mutlaka geçekleştirmemiz gerekmektedir. Önder Apo’nun geliştirdiği paradigma tüm insanlığın kurtuluşunu öngörmektedir. Kürdistan devrimi de insanlığın evrensel mücadelesinin bir parçasıdır. Buna katılmak insan olmanın, sosyalist, demokrat ve özgürlükçü olmanın gereğidir. Bu yaklaşımla tüm özgürlükçü dünya gençlerinin Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için çalışması ve herkesi bunun için harekete geçirmesi gerekmektedir. Önder Apo’nun ekoloji ve kadın özgürlüğüne dayalı devlet dışı sosyalizm anlayışı ve demokratik modernite sistemi çağımızın özgür yaşam felsefesi olmaktadır. Tüm insanlık olarak ve özellikle de gençler olarak hep birlikte bu felsefeyi yaşamsal kılmamız ve baskı, sömürü, köleliğe son vermemiz, insanlığı ve doğa özgürleştirmemiz gerekmektedir. Bu bizlerin insanlık görevidir.

 

Related Articles

Close