Anasayfa Genel Kurdistan’da gençliğin sömürge düzeniyle hesaplaşması: Zap savaşı -2-

Kurdistan’da gençliğin sömürge düzeniyle hesaplaşması: Zap savaşı -2-

tarafından Komalên Ciwan

 

Bawer Ceng

Kurdistan’da, sömürgeciliğe karşı yürütülen savaşın son halkası Zap savaşıdır. PKK’nin savaş ile geçen uzun bir tarihi vardır. Bu tarih aynı zamanda Kurdistan gençlerinin egidlik tarihi de olmaktadır. Zalime ve zulme karşı tarihsel olarak gençliğin sorumluluğu toplumsal özsavunma olduğu için; Kürt gençlerinin sömürgeciliğe karşı savaşı da tarihsel bir misyondan gelmektedir. Bu tarihsel misyona sahip çıkma, soylu bir gençlik özelliğidir. Soyluluk ve asalet, sorumluluklarına cesaret ile sahip çıkmaktır. Gerilla saflarında sömürgeciliğe ve onun dayattığı köleliğe karşı, cesaret ile mücadeleye atılmak Kürt gençliği için soylulaşmadır. Aynı şekilde korkaklıktan ileri gelen ihanet ve işbirlikçiliğe tutum almak da bir asalet nişanesidir. O nedenledir ki Kürt gençlerinin en asaletlileri, cesaretlileri, onurlu ve yiğitleri, PKK saflarında buluşmaktadırlar. Haksızlığa, zulme isyan; bireyciliğe, çıkarcılığa, aileciliğe, bölgeciliğe tavır; ihanet ve işbirlikçiliğe, teslimiyete öfke ve nefret yiğitliğin şanından gelmektedir. PKK gerilalarının Kürdistan’ın dört parçasında ve tüm dünyada bu yaklaşım ve duruşlara karşı mücadele etmesi bundandır.

Zap alanında özgürlük gerillasının destan yazan savaşı bu yüzden sadece bir savaş değildir. Kürt gençlerinin bin yıllık kölelik ile yüzleşmesidir. Bu yüzleşmenin tarihe nasıl geçeceğine sömürgeciler ve hainler değil egitler karar verecektir. Sömürge ve soykırım düzeninde Kürt gençliğine dayatılan soysuzluk ve onursuzluğa karşı sömürge sisteminin tüm tarihiyle hesaplaşmak verilmesi gereken diyetlerin verilmesi, alınması gereken borçların alınmasının zamanı gelmiştir. Tarihsel bir hesaplaşmadır. Borçlulardan borcunu alma, zalimden gasp etiklerini alma, hırsızdan çaldıklarının hesabını sorma, katilden intikamını alma savaşıdır. Kısacası Zap savaşı kısa çöpün uzun çöpten hakkını aldığı, ezilenlerin mahkemeyi kübrasıdır. Kırk haramiler saltanatının yıkıldığı Zap savaşı, tarihin lanetli bir kuşağı olmaktan çıkmak isteyen Kürdistan gençliği için bir sınavdır. Geleceğin pusulasında özgürlük ve kölelik arasında tercihin yapılacağı bir andır. Kürt gençlerinin ‘’özgürlük için bizlere şans verilmedi ki bizler de diğer halklar gibi özgür ve onurlu bir şekilde kendi topraklarımızda özgür ülke kuralım’’ özlemine son verecek bir savaştır. Tercih olarak tarihe Kürdistan’ın hayırsız ve lanetli bir kuşağı olarak geçmek istemeyen bir nesle sunulan sanş ve fırsattır. Sömürgeciliği Kürdistan’dan söküp atmaya Kürtler hiç bu kadar yaklaşmamışken, bu şansı değerlendirmemek; köleliğe, esarete razı olmak anlamına gelecektir. Bu anlamda bu savaş, kendi gelecek tasavvurunu yapacak her Kürt gencinin bu tarihi sorumluluk anlayışı ile yüzleşmesi gereken bir savaştır. Bu şansı bir başka zamana ve mekana ertelemek istemeyen Kürt gençleri, çağın gerillacılığı ile faşizmin üzerine yürüyor.

Kürt gençliği için gerilla, özgür yaşam ve ülke kurmanın anahtarı ve yoludur. Kürtler her başkaldırdığında doğru savaş stratejisine ve taktiğine sahip olmadıklarında, yenilgiden kendilerini kurtaramamışlardır. Kürdistan gerillacılığı kendini çağın bilim ve teknik donanımına ulaştırmış, her koşul altında savaşır hale getirmiş ve yetkinleştirmiş bir düzeydedir. 21. yy. da devrimi garantileyen, çağın modern mücadele biçimi ve şansıdır. Bütün Kürdistan devrimine öncülük yapacak sayı, birikim ve yetkinliğe hergün daha fazla yaklaşmaktadır. Bu anlamda gerilla, insan üstü bir varlık değil; sömürge sistemine tavır almış, bu uğurda sorumluluk yüklenmiş Kurdistan’ın yürekli gençliğidir. Toplumun ve halkın içinden çıkarak gerilla saflarında hayal bile edemedikleri bir yetkinliğe, güce, birikime ve özgüvene kendilerini eğiterek ulaşmışlardır. Sömürgeciliğin etkileri temizlendiğinde insanın muazzam gücü açığa çıktığı için kendine en güvenmeyen insanı, en güçsüz insanı bile bir fatihe dönüştürebilecek bir PKK hakikati vardır. Buna açık herkesin kendini keşfetmesini ve muazzam güçlenmesini sağlayacak Önderlik ilmi rehberlik etmektedir. Dolayısıyla herkesin bu saflarda bir kaşife dönüşerek kendi olması her Kürt gencinin ihtiyacı olan bir durumdur. Bir gençlik bilinci, örgütlülüğü ve sorumluluğu olarak gerillacılık; hayalleri gerçeğe dönüştürecek en güzel yoldur. Kürtler sömürgeciliğin yarattığı bir anlayış ve psikolojik bariyerle, özgüçlerine dayanmayı öğrenemeyen bir halk olmuşlardır. Bundan dolayı hep başkasına dayanmak ve destek aramaktan dolayı özgüven sorununu hep yaşamışlardır. ÖNDER APO ve PKK gerçekliği ile özgücüne dayanan Kürt’ün dünyayı fethetme gücü olduğunu, keşfettikten sonra ne kadar büyük kazanacaklarını tüm Kürt’ler görmüşlerdir. Bu gafletten kurtulan Kürt’ün neler yapabileceğini Rojava’dan Şengal’e; Bakur’dan Başur’a PKK gerillası; dosta düşmana herkese göstermiş oldu. Bu özgüven ile doğru tarz ve taktik ile savaşıldığında dünyayı fethetme gücüne sahip olunduğu birkez daha hatırlanmalı, Zap’taki savaşı tüm Kürt’ler bu şekilde kucaklamalıdır. Çünkü bu savaş sadece gerillanın savaşı değil tüm Kürt’lerin varlığını ebedi[1]yete taşıracağı bir savaştır. Halkın varlık ve özgürlük savaşıdır, halk savaşıdır. Kuşkusuz bir düzeni ve kanunu vardır. Gerillanın öncülük rolü vardır. Ama savaşın esas özneleri halk gücüdür. Örgütlü halk gücünün faşizmin mezarını kazıdığı bir savaş biçimidir.

Bu savaşın öncü örgütleyici gücü gençliktir. Halkın yurtseverlik görevlerini yerine getireceği, gerillanın halkın özsavunma gücüyle birlikte sömürgeciliği vurarak yıkacağı bir savaştır. Özgürlük gerillası her yerde her an düşmanı arayıp bulup cezalandırdığı bir dönemde, yediden yetmişe tüm yurtseverlerin yapacağı da bulundukları her yerde aynı şekilde sömürgeciliği ve faşizmi her fırsatta vuracağı bir dönemdir. Faşizm esasta nerededir? Şehirde, köyde, kasabada, mahallede halkın yaşadığı her yerdedir. Bu anlamda ya tüm yurtsever halk devrimcileşerek, gerillalaşarak faşizmi vuracak ya da bu mücadele gerillanın bulunduğu yerler ile sınırlı kalacaktır. Cesur ve yürekli Kürdistan yurtseverleri en büyük korku ile yüzleşerek vahşi bir sömürgecilik ile yaşayabiliyor ise sömürgecilik ile savaşmak çok daha az emek, güç ve cesaret isteyen bir durumdur. Esasta zor olan, irade ve cesaret gerektiren, bu sömürge düzeni ve faşizm ile yaşayabilmektir. Çoğunlukla işgal ve faşizm sadece askeri bir durum olarak algılanır ve düşman algısı da bunun üzerine oturtulur.

Sömürgecilik askeri işgalden ibaret olmadığı gibi işgal olgusu da sadece askeri bir olgu değildir. İşgal esasında oradaki tüm hakikati öldürme, yok etme ile ilgili bir meseledir. Bir yandan askeri olarak yapılır diğer yandan orayı orası yapan tüm tarihsel toplumsal gerçeklikler kırımdan geçirilir. Orası artık orası olmaktan çıkarılır, oranın gerçekleri başka şeylere dönüştürülür. Kürdistan’daki işgalcilik bu şekilde devam etmektedir. Kürt’ün toprağı, tarihi, kültürü, duyguları, kişiliği, düşüncesi Kürt’ü Kürt yapan her şeyi işgal edilerek başka bir şeye dönüştürülür. O nedenle bir yandan askeri olarak işgal edilir, diğer yandan demografik değişimden yeniden kurumlar inşa etmeye kadar peşi sıra işgal sürdürülür. Zap işgal saldırısı ile işgal edilmek istenen Kürt’ün özgürlük ve bağımsızlık duygusu ve umudur. Kürt’ün özgürce düşündüğü ve yaşadığı bir şey bırakmamaya dayanan bir saldırıdır. Bu yüzden ağaçları, taşları ve tepeleri başkalaşıma uğratacak kimyasallarla canlıları bile hedefleyen bir saldırıdır. Buna karşı elbette devrimci mücadele Zap ve Zap’ın dışında faşizmin bulunduğu her yerde, askeri işgalcilerin yanında diğer tüm işgal sistemini, zihniyetini, kurumlarını örgütlemelerini Kürdistan’dan söküp atmak gerekmektedir. Askeri olarak sömürgecilik yenilgiye uğratılsa bile sömürgenin bütün inşası onu sürdürebilir. Bu nedenle onun her yönüyle inşasının yıkılması gerekmektedir. Bunun için esas sömürgeciliği inşa edilmiş olan alanlardan söküp atmak gerekecektir. Kürdistan’ın özgürleşmesi bu şekilde sağlanacaktır. Sömürge düzenine karşı Kürt gençliği daha önce defalarca nefretini öfkesini ortaya koymuş, faşizmin saltanatını titreten cesaret timsali direniş örnekleri göstererek kendini ispatlamıştır. Cesaret bilinç ve özgüven ile nasıl ki dağlarda faşizme aman tanımayan bir taaruz içerisinde ise aynı cesaret, bilinç ve örgütlülük ile faşizmi tarumar edebilir.

Daha 90’lı yıllarda Cizîr, Nisêbin serhildanlarında düşmana kinini kusan gençliğin faşizmi nasıl aciz bıraktığını tüm dünya gördü. Yine 2006 Amed serhildanlarında, 6-7 Ekim Kobanê serhildanlarında gençlik faşizmin üzerine yürüyerek faşist sömürge sisteminden hesap sordu. Bu serhildanlarda Kürdistan gençliği, içinden yürekli yiğit öncüler çıkarak serhildanlara öncülük yaptı ve peşlerinden on binlerce genç alanlara indi, faşizmden hesap sordu. Şimdi yeniden bu tarihi insiyatifi alma zamanı gelmiştir. Bunun için toplumun öncülerinin çıkması gerekmektedir. Cizîr’de serhildan öncüsü Berivanlar gibi Kürdistan’ın her yerinde bu şekilde inisiyatif almış öncülerin çıkması gerekmektedir. Biriken gençlik ve öfkesini her şehirde birer dere haline getirerek sömürgecinin üzerine göndermek gerekir. Sömürgeciliği Kürdistan’da yıkmanın, binlerce yıllık esaretten Kürt’ü kurtarmanın yolu; yurtsever Kürdistan gençlerinin bulundukları her yerde inisiyatif alarak kendilerini devrimci öncüler haline getirmesi ile mümkündür. Elbette sömürge sistemi bir zulüm sistemidir ama onlarca yıllık devrimci mücadele ile her zamankinden daha fazla zayıflamış, kağıttan kaplan misali ayakta durmaktadır. Bunu yıkmak, it soylu zalimleri döktükleri kanda boğmak da devrimci bir görev olarak gençliğin önündedir. Başkalarının yapmasını beklemeden kendi köyünde, mahallesinde örgütlenmek ve sömürge sistemine hizmet eden, onu destekleyen kim varsa bu kutsal topraklardan sürmek gerekir. Yine sömürge rejimi, bu vatanı sömürmek için kurmuş olduğu tüm o sömürgeci kurumlar, işgal edilmiş namusun nişanesidir. Sömürgecinin başına yıkılması ve yakılması gereken sembollerdir. Bunun yol yöntemlerini bulmak, bunu gerçekten istemek ile alakalıdır. Bu amaçta kendini netleştirenler bunun yolunu, yöntemini mutlaka bulacaklardır. Bu konuda devrimci halk savaşının öncü profesyonel gerilla gücünü tüm Kurdistan gençliği kendisine örnek alabilmelidir, ondan ilham almalıdır. Gerillacılık her gün yenilenerek, değişerek kendisini koşullara uygun hale getirmektedir. TC faşist ordusunun milyar dolarlar harcadığı tekniğine ve imkanlarına karşı mücadele için sürekli yenilenme gerekmektedir. Bu arayış ve yenilenme sonucu modern gerillacılık yapılarak bu teknik boşa çıkarılıp etkisiz kılınmaktadır. Sömürgeci faşist TC devleti daha önce de Zap’a saldırmış fakat; büyük bir hezimet yaşayarak, savaş kurmaylarının ifadesiyle ‘’tereyağından kıl çeker gibi’’ kaçıp gitmişlerdir. Bu sefer diğer sefer lerden farklı olarak TC faşist ordusu Zap’tan kaçtığında, arkasında bulunan tüm Kuzey Kurdistan’ın da özgürleştirilmesi ile karşılaşmaları gerekmektedir. Geri çekilecek bir Kürdistan toprağı kalmamalı. O yüzden sağ kalabilenlerin de Ankara’ya kadar durabilecekleri bir nokta bulamamaları gerekir. Bunun içinde zaman, gerilla ile birlikte hem dağda hem ovada faşizmi yıkma zamanıdır. Yaşasın hür ve müstakil Kurdistan.

İlgili Yazılar