DergilerFelsefe ve SosyolojiGenelYurtsever Gençlik
KOMÜN, AHLAKİ ÖLÇÜLERİN VE POLİTİK BİLİNCİN ÖRGÜTSEL FORMA DÖNÜŞMESİDİR

✍️Ferzende İsyan
Alternatif, mevcudun yerine konulacak olandır. Teorik çerçevesi oluşturulan alternatif, bedenleşmeyi gerektirir. Önder Apo’nun 50 yılı aşkın süredir derinleştirerek geliştirdiği sosyalist teori; bir o kadar süreyi bulan bir bedenleşme yani inşa mücadelesini de kendisiyle getirmiştir. Gelinen aşama da Demokratik Toplum teorisi bölgesel ve küresel sorunların yanıtını karşılarken, demokratik entegrasyon ise bedenleşmeyi ifade etmektedir. Ulusal mahiyeti ise teoride Kürt aklı, pratikte demokratik Kürt ulusal birliği olmaktadır. Verilen mücadele ile Kürt varlığı kabul görülmüş ve gelinen noktada özgürlüğü sağlama mücadelesi görev olarak önümüzde durmaktadır. İnkâr ve imhanın pençesinden kurtarılan ontolojik varlık, oluşturulacak bilinç ve örgütlülük ile özgürleştirilmiş olacaktır. Bilinçli ve örgütlü toplum “komünal” toplumdur. Komünal toplum şüphesiz komünal bireyleri gerektirir. Liberal ideolojilerin toplumu bireye kurban etmelerine ya da katı dini ideolojilerin bireyi topluma kurban etmelerine karşın komünalizm birey ile toplumun birbirini tamamlayıcılığına dayanır. Birey toplumsal sorunları dert edinir, toplumu koruyarak özde kendisini koruduğunu bilir ve bunu başlıca çalışma ve yaşam motivasyonu haline getirir.
Elbette ki Barış ve Demokratik Toplum Manifesto su 53 yıllık Önderlik yürüyüşünün, tecrübe ve birikiminin sonucudur. Kürdistan Devriminin Yolu manifestosundan tutalım, kişilik çözümlemelerine ve Demokratik Uygarlık Manifestosuna kadar seyre den düşünsel derinleşmenin ürünüdür. Yani önce siz ve bir anda oluşmuş değildir. Öncekiler ile varlık mücadelesi kazanılmışken, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu ile de özgürlük sağlanacaktır. Özgürlüğün bilinç ve örgütlülük olduğunu belirttik. Bilinçli ve örgütlü toplum, ahlaki ve politik toplu mun bir diğer ifadesi olmaktadır. Ahlaki ölçülerin ve politik bilincin örgütsel forma dönüşmesi komün olmaktadır. Komünal toplum nihai bir hedeften ziyade anı anına yürütülen bir inşa çalışmasıdır. İşlevselliğin esas olduğu komün, ihtiyaca göre ör gütlenmelidir. Her komün, bünyesinde özgün gençlik ve kadın örgütlenmeleri (komite, komisyon vb.) bulundurmak zorunda olduğu gibi gençlik ve kadın hareketleri de ayrıca kendi komünleşmelerini sağlamalıdırlar. Örneğin toplumsal alandaki herhangi bir meslek, spor, sanat ya da köy, mahalle komü nünün özgün gençlik örgütlenmesi olacaktır. Ama aynı zamanda gençlik hareketi üniversitelerde, liselerde, fabrikalarda, sahalarda da kendi komünlerini örgütleyecektir. Komünleşmenin önemine ve komün örgütlemeye dair yeterli veri olmasına rağmen, pratikleşme de sorunlar ve zorlanmalar yaşanmaktadır. Komünü gelecekte örgütlenebilecek nihai bir hedef olarak gören anlayış, anda gerekli mücadeleyi ve emeği vermez, veremez. Yanı sıra somut koşul ların zorluğuna takılıp kalan yaklaşımlar da açığa çıkmaktadır. ‘‘Faşizm var, baskı var’’ deyip komün örgütlemekten kaçış, yakınılan faşizm ve baskı de ğirmenine su taşımak anlamına gelmektedir. Açığa çıkan bir diğer yanılgılı yaklaşım da ‘‘biz komünüz, komün örgütledik’’ deyip içeriğini doldurmamak oluyor. Unutulmamalıdır ki komün bir tabela veya etiket işi değildir.

Politik söylemlerin, teorik üretimin ve entelektüel tartışmaların yanı sıra pratik üretim ve inşa zeminidir. Uç bir anlayış olarak aşırı idealize edip en iyisini yapmak isterken hiçbir şeyin yapılmadığıda oluyor. İlk etapta demokratik ulusun dokuz boyutunun işlevsel olduğu, toplumsal tüm sorunlara yanıt veren komünler kurmak elbette ki zordur. Zaten komün inşası varılacak bir nokta de ğil, sürekli yürünecek bir yoldur. Başta yalnızca bir ihtiyacı karşılamak amacını hedefleyen bir topluluk olmak dahi yeterli olabilir. Önemli olan sürekliliğin ve devamlılığın farkında olmak ve gereklerini yerine getirmek oluyor. Aynı zamanda komün inşası hiyerarşik ve bürokratik yaklaşım ve tarzla olmaz. Dışardan belirlemelerle, bileşen iradesini tanıma dan, atama usulü, tavandan tabana doğru örgütlemekle komün inşa edilmez. Öncü, komün bilincini oluşturma ve bunu geliştirmekten sorumludur. Bu bilince dayalı olarak, pratik inşayı gönüllülük temelinde katılan özgür bireyler gerçekleştireceklerdir. Böylece doğrudan katılıma dayalı radikal demokrasinin form kazanması sağlanmış oluyor. Gençlik ve özellikle öğrenci gençlik açısından somutlaştırmak gerekirse; öncelikle gerekli teorik ve pratik tecrübeye, imkân ve olanağa sahip olduğumuzu bilmemiz gerekir. Yeter ki yapma isteği ve arzusu olsun. Konuyla ilgili şöyle bir anekdot var. Bir mürit mürşidine peygamberi rüyasında görme yi çok istediğini, ancak bunun bir türlü olmadığını söyler ve ne yapması gerektiğini sorar. Mürşit kendisinden bir hafta boyunca tuz yemesini ister. Bir hafta sonra gelen mürit “peygamberi göremediğini, sadece su gördüğünü” söyler. Mürşit şu ders dolu cevabı verir “neye ihtiyacın varsa ve neyi istersen onu görürsün”. Bizim de isteğimiz ne ise eylemimiz o olur. Zihnimiz neyi emrederse pratiğimiz odur. O yüzden komünsüz olmayacağına kendimizi ikna edip aşkla, heyecanla inşasına girişmemiz gerekmektedir.
Önder Apo parça bütün diyalektiği üzerinden bizlere birey toplum ilişkisini ve bu ilişki ve ağın ifadesi olan komünü anlatmakta ve anlaşılır kılmaktadır. Bütünün yalnızca parçaların bir araya gelmesinden ibaret olmadığını bir o kadar da parçalar arasındaki ilişkilerden oluştuğunu söylemektedir. Bu yönüyle bireylerin bir araya gelmesi en fazla topluluk olmayı sağlar. Komün olmak ise birey ilişkilerinin örgütlülük düzeyiyle birebir bağlantılıdır. Bir bütün olarak toplum ise komünler arası örgütlü ağ ve ilişkilerin toplamı olan komünler birliği olmaktadır. Tüm bu değerlendirmelerin ışığında her bir öğrenci evi; her bir kültür, sanat ve fikir, düşünce kulübü; her bir dernek veya gençlik merkezi, hatta her bir sınıf, bölüm ya da fakülte birer komün olabilir ve olmalıdır da. Ancak komün evindeki birey ilişkileri kadar, evler arasındaki ilişki de önemli olmaktadır. Bu da demek oluyor ki sürekli örgütlülüğü arttırmak, daha fazla eve ulaşmak ve komünler birliğini büyütmek gerekmektedir. Bu durum örgütlendirilecek tüm öğrenci komünleri için geçerlidir. Sahalarda spor komünleri; kampüslerde fikir, felsefe ve bilim komünleri; fabrika, tekstil ve tarlalarda kooperatif komünleri, mahallelerde yerel ihtiyaçlara dayalı (özellikle özel savaşa karşı mücadele odaklı) komünler örgütlendirilmelidir. Ama tekrar ifade edelim ki komün bir etiket ve tabela işi değil dir. İsim oluşturup tabela asıp içeriğini doldurmamak; hiç yapmamaktan daha zararlıdır. O yüzden ‘‘hadi birkaç genç bulalım da gidip bir komün ilan edelim’’ dememeliyiz. İhtiyaca dayalı derken neyi kastediyoruz? Mesela teknoloji festivalleri adı altında ülkenin ve bölgenin en zeki ve gelecek vaat eden çocuklarını tespit edip, götürüp başta savaş ve savunma olmak üzere teknik üretimlerinde kullanıyorlar. Yurtsever öğrenci gençlik bu duruma alternatif oluşturmak için ne kadar kafa yormaktadır? Bu konuda mesleki becerisi ve yeteneği olan gençler bir bilim teknoloji komünü kurabilir. Eğitim, öğrenim ve öğretim faaliyetleri yürütüp daha sekizinde onunda olan halkımızın çocukları için bir alternatif çekim merkezi oluşturabilirler. Daha da örneklendirilebilir. Botan, Amed ve Dersim başta olmak üzere Kürdistan coğrafyası adeta doğa kırım saldırıları altında can çekişmektedir. Belirli bir duyarlılığın ve eylemselliğin geliştiği bu süreç te ekoloji komünleri kurulmalı, mevcut ekolojik ve toplumsal hareketlere de öncülük edilerek ekoloji mücadelesi büyütülmelidir. Mahalleler fuhuş ve uyuşturucu yuvalarına dönüştürülmüş durumda. Belli bir gündem oluşturulmuşsa da yeterli olmadığı aşikardır. Sosyal faaliyet ve dayanışma komünleri oluşturulup, farkındalık ve bilinç geliştirilmelidir. En önemlisi de fuhuş ve uyuşturucuya karşı öz savunma örgütlendirilmelidir. Örneğin kayyım politikası şu an Türkiye’nin başlıca faşist politikalarından biridir, hatta ilkidir de diyebiliriz. Kürt halkının belediyeleri ile başladı ve şu an üniversitelere, derneklere, siyasi partilere, özel şirketlere derken neredeyse kayyım atanmayan ve iradesi gasp edilmeyen alan kalmadı. Bu realiteye dayanarak toplumsal dinamizm oluşturulmalı ve bu atmosfere dayanarak örgütsüz bir öğrenci bırakılmamalıdır. Son olarak, toplumsal yaşamın %98’i ahlak kuralları ile işler. Sadece geriye kalan %2’lik kısım hukuk kurallarına bağlıdır. Bu hukuk kuralları da üst sınıfları, devleti ve iktidarı korumak için vardır. Toplumun kendi kuralları ahlakilik ölçütü ile belirlenir ve yaşam buna göre seyreder. Aynı zamanda Önder APO demokratik toplum (komünal toplum) inşasının hukuki mücadeleden ziyade toplumsal mücadeleye bağlı olduğunu söylemektedir. Bu doğrulardan hareketle komün örgütlemek için ne illa bir yasal, hukuki dayanak arayacağız ne de dışardan ya da üstten birilerinin gelip örgütlemesini bekleyeceğiz. Ekmek ve suya duyduğumuz ihtiyacı komüne de duyacak tam bir coşku ve heyecan hali ile komünleşmeye gideceğiz




