DergilerYurtsever Gençlik

KÜRT AKLININ İNŞASI BAŞLADI

KÜRT AKLININ İNŞASI BAŞLADI

Modern akıl tüm çelişkilerin çözüleceği, herkesin özgür yurttaş olarak kabul edileceği tanrısal dü zenin yeryüzündeki yansımasının ulus devlet ol duğunu söyler. Bu durumu Önder Apo, Demokratik Komünal Toplum Manifestosu’nda “Ulus-devletin or taya çıkışı, tanrı-kral devletinin, hanedan devletinin, din devletinin, hatta mitolojik devletin aşılmasıdır. Hepsi aynı şeyi ifade eder ve filozofu da Hegel’dir. Hegel bunun bilincini geliştiren ve aynı zamanda peygamberi olan bir filozoftur. Nasıl ki Ortaçağ dev letinin gerçek peygamberi ve filozofu Hz. Muham med ise, modern devletin peygamberi de Hegel’dir ve bunun hakkını da vermiştir. Hegel’in devlet fel sefesi ulus-devletle birlikte yaşamaktadır” der. Hegel’den sonra sağı ve solu ile tüm düşünürler He gel’e göre konum almışlardır. Modern aklın merke zinde Hegel vardır. Hegel ise özne ile mutlak tin ara sındaki ilişkiyi köle-efendi diyalektiği ile açıklamıştır. Konumuzla bağlantılı söyleyecek olursak insan, aklı ile hakikati kavrayabilir ama bu hakikate ulaşmak için mücadele etmesi gerekir. Bu süreçte hem insan hem ulaşmaya çalıştığı evrensel hakikat değişecek tir. Doğu bilgeliğinin ‘‘fenafillah’’, ‘‘nirvana’’ olarak ta rif ettiği hakikatle bütünleşme durumuna ulaşmaya Hegel, köle-efendi diyalektiğinde evrensel uzlaşma demektedir. Hegel’e göre bu evrensel uzlaşım; ‘‘acı larla, çelişkilerle, umutsuzluklarla ilerleyen yolun sonunda, herkesin diğerini bir ben olarak kabul ede ceği bir dünya devletinde son bulacaktır.’’ Kısacası özgürlük için ulus devleti zorunluluk olarak gören bir felsefedir. Bu aynı zamanda özne ile nesnenin bü tünleştiği, çelişkinin sonlandığı tarihin son durağıdır. Modern aklı temsil eden Hegel felsefesi Alman ide olojisinin (buna Alman aklı da diyebiliriz) temelidir.

Bu felsefenin özü ise Almanları feodalizmin bağımlı serfleri olmaktan kurtarıp ulus devletin “özgür” ki şilikleri haline getirmektir. Milliyetten ulusa geçişte önemli bir rol oynar. Hegel şahsında modern akıl, ulus devleti kurtuluş olarak görür. Ama tarih Hegel’in öngördüğü gibi ulus devlette sonlanmadı, çelişkiler, acılar devam etti. Ulus devlet hakikatin formu değildir ama Hegel ulus devlet ve sonrasını düşünmemiştir. Hegel felsefesinin başardığı husus, parçalanmış Al man kabilelerini (prensliklerini) tek bir ulusta bir leştirmektir. Varlık-yokluk sorunu yaşayan Alman ların ulus devlet ile varlık kazanmasını sağlamıştır. Tarihte benzer bir çıkışı Hz. Muhammed dağınık Arap kabilelerine “İslam ideolojisi” ile yaptırır. “Alman ideolojisi” diye bilinen bu felsefi çıkışla Almanların yükselişi de başlamıştır. Bu ideolojiyi Hitler alıp fa şizme kadar götürmüştür. Marks’ta da bu ideoloji etkilidir ve Kapitalist Modernitenin ulus devlet aya ğını sorun olarak görmemesinin temelinde bu yatar. Önder Apo; “Ulus-devletin aşılması bu felsefeyle doğ ru hesaplaşmakla mümkündür” diyerek bu felsefeyle hesaplaşmayı önümüze temel görev olarak koymuş tur. Kürt aklının en temel özelliği, kurtuluşu Hegel yen bir özgürlük formu olan ulus devlette aramama sıdır. Kürt aklı, anti-modern akıldır; onun karşıtında konumlanan ama alternatifini de öneren bir akıldır

Neden Önder Apo böyle bir aklı geliştirmeyi ken dine dert edinmiştir? Çünkü Kürtler ne milliyetten ulusa tam geçişi yapabilmiş bir halktır ne de bıra kalım serfliği, köleliği bile tam aşabilmiş bir halk tır. Kürtlerde ailesel, aşiretsel, yerel ve bölgesel düzeyi aşamamış bir zihniyet ve düşünce düzeyi vardır. Bu durum sınırlarının dörde bölünmesini çok aşan bir parçalılığı ifade ediyor. Bir Kürt ulus laşmasını yaratacak düzeyde ortak zihniyet oluşu mu sağlanamamıştır. Bunun nedeni dıştan gelen saldırılar olmuştur. Son iki yüzyılda Kürtler sö mürgeciliği de aşan kültürel soykırım kıskacında tutulmuşlardır. Kültür kırımı aynı zamanda zihniyet kırımıdır çünkü kültürün oluşturucu öğesi zihniyettir.

Bir varlık, kültürel birikimin sonucunda oluşur. Bi lincini ve formunu bu kültürel birikimin içinde edi nir. O nedenle her varlık içinde bulunduğu kültürel ortamın eseridir. Önder Apo; “Bizler de bu kültürün bir neticesiyiz ama o kültürel havuzdaki kültürün ne tür bileşenlerden oluştuğu muhasebeye muh taçtır. Varlığı oluşturan kültür havuzunda kapitalist modernitenin liberal kültürü, kültürel soykırımın ürettiği kültür, geleneksel form olan aile, kabile ve aşiret kültürü, din ve mezheplerin yarattığı kül tür ve saymakla bitiremeyeceğimiz daha birçok kültür formu vardır. O kültürel havuzda varlığın kendi tarihine ve toplumuna ait kültür ne kadar vardır?” demektedir. Soykırım koşullarından do layı zihniyetten düşünceye hatta hayallerimize kadar kendi kültürümüze, tarihimize yani aklımı za ait pek bir şeyimizin kalmadığını söyleyebiliriz.

Kürtlerin soykırım koşullarında yaşadığı hakikat, zihniyet kırımıdır. Kendi aklını oluşturamama, ken disi olmaktan çıkma durumudur. Bunu kendisi için düşünememek, düşünce birliğini oluşturamamak, kendisi için değil başkası için düşünmek ve onla rın çıkarına hizmet etmek, bu nedenle bir gelecek planlayamamak, özcesi kendisi için değil başkası için var olmak olarak tanımlayabiliriz. Kürt aklı nı oluşturma çabasıyla Özgürlük Hareketi ilk çı kış anından itibaren mücadelesinin temeline ‘‘dü şünsel sömürgecilik’’ ile mücadeleyi koymuştur. Zihniyet alanında kazanmadıkça, özgür bir Kürt aklı geliştirilmedikçe Kürtlerin kaderi değiştirile mez denilmiştir. Bunun sonucunda da Kürtlerde bu zihniyet kırımına karşı bir ulusal bilinç yara tılabilmiş ve zihniyet kırımı teşhir edilebilmiştir. Tarihte ilk kez bir Kürt aklı geliştirilmiyor. Geçmişi 12 bin yıl öncesine giden Verimli Hilal’deki kültü rel gelişmenin odağında Kürtler vardır. Dili, anacıl toplumu -ki ikisi de iç içedir- ardından halen çok güçlü olan kabile toplumunu yaratırlar. Klanla rın savunma temelli birliğini yaratan bir akıl söz konusudur. Eksen çağında köleliğe karşı kabile lerin kan bağını aşan ideolojik birliğini sağlayan Zerdüşt felsefesi Kürt aklının bir diğer örneğidir.

Bireysel olarak etkin Kürt düşünürler çıkmıştır. Ka bileden millete ve ümmete geçişi ifade eden İslam ideolojisinin geliştirilmesinde İbn-i Suud, Mele Gu rani, İdris-i Bitlisi, Mevlana Xalid gibi Kürt meleler etkili olmuşlardır. Ancak bu meleler kendisi için bir akıl geliştirmemişlerdir. Yahudilerde Spino za’nın Yahudi dinini eleştirerek laikliğin ve felsefi düşüncenin önünü açması gibi bir rolü oynayama mışlardır. Siyasal alanın kapalı tutulduğu Kürtlerde dinsel alanda Ebu’l Vefa’nın ‘‘Kürt İslamı’’ olarak da yorumlanabilecek çabaları esasında Kurdi varlı ğı koruma yolunda geliştirilmiş bir akıldır. Ortado ğu’daki komünalist direnişlerin birçoğunda Sühre verdi gibi Kürt önde gelenlerini görmek mümkündür. Önder Apo’nun ‘‘inkar ve yokluk dönemi’’ dediği son 200 yılda tam bir zihniyet kırımı yaşandı. Kendi ol maktan çıkarılma, zihinsizleştirilme, başka kimlikler içinde eritilme, asimile olarak varlığını yitirme duru mu gelişmiştir. Bu durum Kürtlere normalite olarak kabul ettirilmiştir. Bunun dışına çıkmak da anormal lik yani delilik olarak tarif edilmektedir. (İlk çıkışında Özgürlük Hareketi’ne de bu ‘‘delilik’’ sıfatı yakıştırıl mıştır) Kürt aklı, soykırımın normalite kabul edildiği koşullarda kendi olma ‘‘deliliği’’ne cesaret etmektir. Son 200 yılda Kürt aklının olmadığı bir Kürtlük inşa edilmeye çalışıldı. Son dönemlerde ise işbirlikçi lik toplumsal zemine yaydırıldı. Kürt dilini kullanıyor, şarkılar söylüyor, medyada boy gösteriyor ama kırım politikalarına sonuna kadar destek olu yorlar. Kürtlükten boşaltılmış, özsüz-kof bir halk gerçekliği yaratılmaya çalışılmaktadır. Bunu ya panlara tüm imkanlar sonuna kadar sunulmak ta ve bu en akıllıca yol olarak gösterilmektedir. Kürt Aklı; bu Kürtlükten kaçışı durdurmanın, Kür dün başkaları için varlık olmaktan çıkmasının, Kürtlerin gerçek manada Kürtleşmesinin çabası dır. Bu aklın odağında kavim, kabileden demokratik ulusa geçiş vardır. Kürtleri ailecilik, bölgecilik gibi parçalayan zihniyetlerden kurtarma vardır. Kürt aklını oluşturma, Kürt yaşam tarzı ve ideolojisini geliştirmek, başkasına benzemeyi bırakmak, ken di olmakta ısrar etmek, Kürtlerin varlığı ve kimliği ile özgürce yaşayacağı bir zihniyeti oluşturmaktır. Kürt aklı, Apocu düşünce ve ideolojidir. Toplumun kendi düşüncesini açıkça ortaya koyduğu, özgür yaşadığı, kendi geleceğini planladığı, bunları ger çekleştirecek bir örgütlülüğü sağladığı bir niteliğe kavuşturmaktır. Yani özgürlüğü, bağımsız düşün ceyi, kendi olmayı, bütünlüklü bir düşünce zihniyet yapısını kendi çıkarlarını özgürce belirleyebilme, bu temelde bir gelecek öngörebilmeyi, planlayabilmeyi, buna göre örgütlenip mücadele edebilmeyi içeriyor.

Kürt aklı normalite diye dayatılan kırım koşulları nı kabul etmemektir. Bağımsız düşünce ve kendi olmayı esas almak, varlığını özgür yaşar hale gel mek, geleceğini ve kendini planlamayı başarmak tır. Elbette tüm bunları kültürel geleneğini inkar etmeden yapmaktır. Gençlik de normalite diye da yatılanları kabul etmediği için biraz ‘‘deliliği’’ ifade eder, bağımsız kalmakta ve kendi olmakta ısrardır, geleceğini başkasına teslim etmemektir. Bu nedenle Önder Apo’nun geliştirdiği Kürt aklını en iyi kavraya cak ve uygulayacak sosyal kesimdir. Gençlik Kurdi leşerek ve Kürtlüğün özünde var olan komünaliteyi yaşayarak, Kürt aklının hedefi olan Kürt uluslaş masını tamamlayacak, demokratik modernite al ternatifini oluşturacak akla sahiptir. Gençlik, Kürt aklının en önde giden bir uygulayıcısı olarak Kürt özgürlüğünü ve sosyalizm inşasını sağlayacaktır.

Erdal Tolhildan

Related Articles

Close