DergilerYurtsever Gençlik

Dönemin Ruhu ve Gençliğin Kürt Dilinin Gelişiminde Rolü

Muzaffer Ayata✍️- “Dönemin Ruhu ve Gençliğin Kürt Dilinin Gelişiminde Rolü”

Apocu grup çıkış yaptığında ideoloji, zihniyet oluş turduğunda, örgütün temelini attığında Kürt dilini geliştirmek gibi bir önceliği yoktu. Öncelik siyasette, örgütlenme dilini, mücadeleyi başlatacak iradeyi or taya çıkarmaktı. Çünkü Kürt halkı örgütsüz bırakılmış, kendi gerçeğinden uzaktı. Kendisi adına konuşan, ya zan, çizen, örgütlenen öncüleri yoktu. Üniversitelerde okuyan, aydınlanma imkanı olanlar, uzun yıllar Türki ye’deki sol hareketler ve muhalif çevrelerin etkisinde kalmıştı. Dönemin yükselen değerleri nedir? Vietnam devrimi, Küba devrimi, Filistin Kurtuluş Hareketi, Sos yalist Blok, Çin’in devrimini başarması ilham veriyordu. Moralize ediyordu. 1976 Avrupa gençlik hareketlerinin Türkiye’ye yansımaları oldu. Türkiye’de 1960 darbesin den sonra anayasa değişikliğiyle, Marksist klasiklerin Türkçe çevrilmesi gündeme geldi ve Türkiye gençliğin de sosyalist aydınlanma temelinde bir sıçrama yaşandı.

Bilinç genelde dışarıdan edinilir. Yani sosyalist bilinç önce Şırnak, Hakkari benzeri bir yerde gelişmez. Dün yaya daha açık olan, dünyayla etkileşimde olan doğal olarak Türkiye’nin metropolleriydi. Kürt gençleri de burada sosyalizmle, devrim hareketleriyle karşılaştı lar, tanıştılar. Kendi bölgelerinde varlığını sürdüren bir Kürt örgütü, direnişi yoktu. Diğer parçalarla da iletişim yoktu. Ne olduğu bilinmiyordu. Birbirinden habersizdi ler. Eğitim dili de Türkçeydi. Basılan Marksist kaynak lar, çıkan gazete ve dergiler, yayınların hepsi Türkçeydi. Türkçe hakimdi. Kürtlerle ilgili ne ortada arşiv, ne kü tüphaneler ne de yayınlar vardı. Türkiye bunu başarmış. Milyonlarca Kürt Türkiye’de yaşıyor. Onlarla beraber askerlik yapıyor, okul okuyor. Ama Kürtlerin adı geçmi yor. Hiçbir yerde adı geçmiyor. Adı olmayan, yok sayı lan bir halk. İşte bu yok sayılma içinde gençlik hareketi Önder Apo öncülüğünde öncelikle düşünce oluşturdu. Özcesi bilinç patlaması yaptı. O dönemi o koşullarda ki bilgileriyle ele almalı, bugünkü gözle bakmamalı yız. Bugün materyal çok, deneyim, birikim var, çok şey yapıldı, yazıldı, çizildi. Çok az bilgi kırıntılarıyla Önder Apo Kürdistan’ın sömürge olduğu belirlemesini yaptı.

Üniversite gençliği içinde çalışma, düşünce gücünü geliştirme, bunu Kürdistan’a taşırma durumu gerçek leşti. Kürdistan’a faaliyetler taşırıldığında da hedef kit le yine gençlikti. Onlar örgütlenmeye yatkındı. Gidip köylerden başlamadık. Daha çok lise, yüksekokul öğ rencileri, okuyan, anlayan, düzenin kirine pasına fazla bulaşmamış gençler hedeflendi. Kapitalizm de şimdiki gibi çok hakim değildi. Televizyon kültürü yaygın değil di. İnternet henüz yoktu. Gençlik de kapitalist sistemde bu kadar erimemişti. İdealizm, toplumsallık, dayanış ma hala etkiliydi. Kürtlerin geleneksel aşiret ilişkile ri, akrabalık, dayanışma, toplumsal özellikleri daha güçlüydü. Bir aşiret içinde büyüyen bir genç kendine, kültürüne yabancılaşmaz. Tarih bilgisinden yoksun ola bilir ama o aşiretin kültürüyle büyür, şekillenir. Aşiret kültüründe uyuşturucu yoktur, fuhuş yoktur. Diğer kötü özellikler yoktur. Ama kendi olma, kendi bilincine var ma, araştırma, bilimsellik de yok denecek kadar azdı.

İşte Önder Apo ve PKK’yle Kürtler bilinçlenerek ta rihle, kendisiyle buluşma, kendisini tanıma, kendisini var etme yolunda büyük adımlar attı. Felsefe, ideolo ji, siyaset, mücadele, örgütleme, Kürt gençlerini kendi gerçeğiyle buluşturma çalışmaları Türkçe ile oldu. En iyi bildiğimiz dil Türkçeydi. Kürtçe’yi okullarda okuma mıştık. Evde konuşulan Kürtçe de bilimsel yayınlarda, anlatımlarda yetmiyordu. Türk sömürgeciliğine karşı Türkçe diliyle savaştık diyebiliriz. Dille bir sorunumuz yok, Türkiye halkıyla bir sorunumuz yoktu. Öyle kar şıtlık, kaba milliyetçi eğilimlere girmedik. Türkçeyi et kin kullandık, gerçekten de biz bu dili zenginleştirdik, geliştirdik diyebiliriz! Güçlü bir siyaset, mücadele dili haline getirdik. Ortadoğu’da, Kürdistan’ın parça larında bile birçok insan bizim ortamımızda Türkçe öğrendi. Bir dönem adeta ortak anlaşma dili oldu. Bu hem Türkiye halkıyla hem de Türkiye’nin sosya list hareketleriyle işimizi kolaylaştırdı. Dil sorununu bir zayıflık ya da bir kompleks olarak ele almadık. PKK hareketinin böyle bir özelliği var. Nasıl ki ilk kurucuları içinde Kemal Pir, Haki Karer ve Duran Kalkan gibi öncü kadrolar varsa, kültürde de, dil de de araya duvarlar çekmedik. Ama hareket bü yüdükçe, kitleselleştikçe, katılımlar arttıkça, doğal olarak artık dil sorununu gözden geçirmek ihtiyacı doğdu. Eskisi gibi Türkçe yetmezdi, cevap olamazdı.

Kültürü, sanatı, şiiri, edebiyatı, sinemayı, yani bir ulu su ulus yapan, kültürünü üreten ve yaygınlaştıran, ortaklaştıran mekanizmalara, sanat, bilim dallarına ihtiyaç vardı. Bu da giderek PKK öncülüğünde gelişti. Dikkat edelim, Türkiye’de 1990’larda köy yakmalarının, faili meçhullerin, ağır işkence ve katliamların olduğu dönemde Kürt Enstitüsü kuruldu, MKM kuruldu. Aslın da bütün kültür, sanat alanlarının temelleri atıldı. Yurt dışında çalışmalar örgütlendi, televizyonlar kuruldu, dernekler açıldı ve günümüzde büyük bir külliyat oluştu. Kürtçe yayınlarda patlama gelişti diyebiliriz.

PKK olmasaydı, Kürt demokrasisi ya da Kürt aydın lanması, yurtseverliği gelişmeseydi, birileri Kürt çe yazsa bile kim bunları okuyacaktı? Kürtçe bilen yok, okuyucu yok. Mehmet Uzun ağırlığını Kürtçe roman yazmaya verdi, Kürtçe yazdı. Ama onun te melinde yani okuyucu kitlesini oluşturmayı PKK’nin mücadelesi yarattı. Kürtçe alanındaki patlama, yayın çoğalması, dil kurumlarının ortaya çıkması, basın yayının yaygınlaşması ve zenginleşmesi, hep yürü tülen mücadele zemininde şekillendi. Mücadele ol masaydı, direnen ve bilinçlenen bir halk, örgütlenen bir halk olmasaydı, onun kültürüne, diline nasıl sahip çıkılacaktı? Gerillaya dört parçadan gençler katıldı, bir yerde ulusal birlik fiilen sağlandı, sınırlar aşıldı. Önderliğin Suriye’ye çıkışı, Suriye Kürtlerini örgütle mesi, Başur’la, Rojhılat’la ilişkileri, ideoloji kapsamı nı genişletmesi, PKK’yi bir parça hareketi olmaktan çıkardı, dört parça hareketi oldu. Bugün de Önderlik hapistedir, 27 yıl amansız koşullarda, tecrit altında. Ama Kürdistan’da hala en etkili, en birleştiren, en ay dınlatan, en örgütleyen ve sürükleyen öncü durum dadır. Onun yetiştirdiği kadro, kadroya kazandırdığı özellikler; ailecilik, mezhepçilik, bölgecilik, aşiretçilik gibi kavramların çok ötesinde, sosyalist bilinçle donan mış, Kürdistan’ın bütün parçalarıyla rahat uyum sağla yan, birleştiren, bütünleştiren bir düşünce gücüne ulaştı.

İşte bu kazanımlar şimdiki gençlik için en büyük ze min ve mirastır. Türkiye savaşla, baskıyla, işkenceyle, şiddetle Kürtleri durduramayınca, tekniğin de geliş mesiyle kültürel dönüştürmeye ve asimilasyona hız verdi. Kürdistan’ın hemen hemen her yerine okullar, yollar ve elektrik götürdü. Artık her evde Türkiye dizi lerine erişiliyor. Irkçı milletçi kültürü egemen kılacak filmler ve diziler üretildi. İnternet herkesin eline, her gencin eline düşecek hale geldi. Yani devlet büyük bir toplumsal mühendislikle, özellikle AKP iktidarında zi hinlere yeni kültürel kodlar yerleştiriyor. Büyük bir kültürel işgal saldırısı söz konusu. Sadece Kürtler için değil, bütün Türkiye toplumu için bu böyle. Erdoğan’ın zaten en çok yandığı ve itiraf edip üzerinde durdu ğu konu budur. ‘’Biz iktidar olduk ama kültürde iktidar olamadık’’ diyor. Muazzam maddi kaynaklar TRT ve bakanlıklar üzerinden akıtarak Osmanlı hayranı, ırk çı, faşist, dinci diziler yaptılar. Özellikle 2016’daki şe hir savaşlarından sonra istihbarat, polis, kontrgerilla ve devletin bütün güçleri Kürdistan’a büyük bir yığınak yaptılar. Yani öldürmenin ötesinde ruhen, zihnen çö kertmek istediler. Yaygın uyuşturucu kullanımı, fuhuş, psikolojik savaş, metropollere ve Avrupa’ya kaçırtma, kendi yurtsever demokratik ortamından uzaklaştırma ya çalıştı. Yasal ve demokratik alandaki çalışmaları çok tehlikeli hale getirdi. Kıpırdayanı hapislere gönderdi.

Gençliği bu kadar kuşatan ve boğuntuya ge tiren politikalar yürüklükteyken ve devre ye bu kadar araç, yöntem sokulmuşken yö rüngesini, dengesini korumak kolay mıdır? Tabi ki, kolay değildir. Öncelikle devrimci yurtsever eksende kalmak, ortaklaşmacı, emeği esas alan, ta rihsel, toplumsal kültürüyle bütünleşen, kendini var edip güvenceye alan, sömürüyü kırabilecek, sömürü nün sınırları dışına çıkabilecek bir bilinç gerekiyor. Bu açıdan şimdi Önderlik Kürt dili üzerinde çok duruyor. ‘‘Her Kürt evi bir okul olmalıdır’’ diyor. Bütün gençliğe, aydınlara çağrıları var. ‘‘Devletten beklemeyin, dev let vermiyor, devlet asimile ediyor diye yakınmayın,’’ diyor. Zaten devlet seni Türkiyeleştirmek istiyor. Dev letin yüz yıllık stratejisi böyle. Bu aşamada nasıl bir beklenti içinde olunabilir? Önderliğin şu anda esas aldığı şey nedir? ‘’Devlete diyor ki, siz zaten vermi yorsunuz, tamam. O zaman bırakın biz çalışalım. Ka rışmayın, engel olmayın.’’ Şu anda Kürtlerin önünü böyle açmak istiyor. Yani üzerindeki baskıyı müm künse aşarak Kürtlerin iradesini, enerjisini, bilincini, gücünü açığa çıkarmak istiyor. Kürtler kendi kendine yeten bir halk olsun. Kürtler kendini örgütlesin, eko nomik ve kültürel ihtiyaçlarını, dilini, kültürünü ken disi geliştirsin. Bu öncelikle Kürtlerin görevidir. Kürt ler içinde görevin en fazlası da aydın gençliğe düşer. PKK’yi kuranlar aydın gençlerdi. Şimdi üniversite lerde yüz binlerce Kürt genci var. Liselerde milyon larcası okuyor. Eğer bu kadar okumuş aydın insan dilini öğrenirse ki, öğrenme imkanları var. Kürtçe televizyonlar var, İnternet üzerinden, basılan kitap lar üzerinden herkes okuyabilir, kurslar, dernekler açabilir. Her alanı bir eğitim yuvasına dönüştüre bilir. Bunun önündeki engeller de giderek kalkıyor. Bu konuda tam bir seferberlik halinde olunmalıdır. Kürtçe konuşulur ve dil geliştirilirse devletin yasaları elinde kalır, boşa düşer. Yasaları boşa dü şürülmelidir. Kürtler Kürtçe konuşur, Kürtçe yazar ve düşünürse, hayatı Kürtçe ile yönetirse, Türkçe artık etkili olmaz. Asimilasyon fiilen boşa çıkarılır.

Kültür çalışmaları en önemli silahtır. Bu açıdan Kürdistan gençliği eğer özgürlük ve eşitlikte, de mokraside iddialıysa, öyle bir arayışı varsa, kültü rel gelişim ve tarihle buluşmayı, dil ve kültür ça lışmasının temel bir çalışma alanı olarak görmesi lazım. Bütün enerjisini, zamanını bir okul bitirip bir meslek sahibi olmaya harcayacağına, birey sel kurtuluşa bu kadar yatırım yapacağına, biraz da toplumsal kurtuluşa, kültürel gelişime yatırım yapmalıdır. Bu hem ahlaki ve vicdani hem de in sani bir görevdir. Unutmayalım, bu uğurda on bin lerce Kürt genci yaşamını verdi. Yüz binlerce insan işkence gördü. Hala Türkiye’de hapishaneler Kürt lerle dolu. Nüfusumuzun büyük bir kısmı sürgün lerdedir. Buna Kürt gençliğinin tarihi cevabı olmalı.

Muhtemelen silahlı mücadele de artık sona erer. Şu anda onun tartışmaları var, görüşmeleri var. O zaman gençliğin, herkesin bulunduğu alanda ken disini ve çalışmaları örgütlemesi gerekir. Rehavete kapılma yerine, silkinip bu olanaklardan, bu ortam dan nasıl daha fazla yararlanırız diye yoğunlaşmak gerekiyor. Her ev bir örgüt, her aydın bir öncü, her olanak bir toplumsal aydınlanma aracı olarak kul lanılmalı. Fırsatları iyi değerlendirirsek bizi tasfiye planlarını, stratejilerini tümüyle başarısız kılarız. Ancak başarısızlık devleti bu politikalardan vazge çirir. Devleti caydırmak, durdurmak yine örgütlenme ve çalışmamıza, direnişimize bağlıdır. Özcesi genç liğin duruşu, mücadelesi, örgütlenmesi ve Kürt dili ne, kültürüne sahip çıkması başarı için zorunludur.

Muzaffer Ayata

Related Articles

Check Also

Close
Close